28 Temmuz 2011 Perşembe

Tanrı Haylaz Bir Çocuk Olabilir mi?

Küçükken ölümden korkardım.. Yazın kuran öğrenmek için gittiğimiz cami hocası sağolsun.
İbadet etmemiz için cennet ile cehennem arasındaki farklılıkları anlatırdı hep. 
Oysa sadece -cennete girmeniz için iyi 'insan' olmanız gerekir- diyebilirdi. Ama bunun yerine bize -ibadet edenler, namaz kılanlar ve bunun gibi şeyleri yapanlar cennet'e, tam tersini yapanlar cehenneme gidecekler- derdi.
Cehennemin nasıl bir yer olduğunu ballandıra ballandıra  anlatırken, cenneti kendisine ayırmış gibi nasıl bir yer olduğundan bahsetmezdi bize. 
Kıyameti anlatırdı mesela.. Her yer hallaç pamuğu gibi birbirine girecek.. Evler, sokaklar, yer, gök her yer birbirine girecek. Sizler o anda annenizi babanızı bile tanımayacaksınız.
Anlattıkları kabus gibiydi.
Çocuk beyinlerimiz böyle şeylerle dolardı cami kuranında.. 
Fakat bizim yazları camiye gitme nedenimiz belliydi, eğlence. Camiye giderken de alırdık harçlıklarımızı annelerimizden. Dönüşte balık kraker ya da dondurma alırdık paramızla.

O küçük halimle bile anlatılanlar beynimde o kadar yer etmiş ki, bir gün mahalle maçından sonra, arkadaşlarım evlerine dönerken, ben kalıp çayırda oturdum biraz. Etrafıma bakındım.. Uzaktan bizim evde görülüyordu.. Ağaçlar yemyeşil, o kadar güzel renkleri vardı ki.. Çiçekler, kuşlar, kelebekler.. O an karga bile gözüme güzel göründü.. Tekrar etrafıma bakıp, -nasıl yani- dedim. Neden böyle bir şey yapsın ki? Bu gördüklerim, her biri şaheser..
Sonra başımı kaldırdım gökyüzüne -Tanrım bu oluşturduğun güzelliği, neden yok edesin ki?- diye sordum.. O an içimi bir korku sardı.. O günden sonra sorgulamaya başladım her şeyi. Çünkü bana cevap vermeliydi. Annem sorduğum bütün soruların cevaplarını verirdi bana, Tanrı da vermeliydi.

Yıllar geçti.. Artık birilerine soru sorma hallerimi bırakıp, kendim araştırır olmuştum. Bu yüzden istediğim gibi sivri sorular sorabiliyordum kendime. Cevabını kendim araştırıp, okuyarak buluyordum nasıl olsa. Üstelik karşımda, aynı düşüncelere sahip olmadığımda, sinirlenecek, tartışacak birileride olmuyordu böylece. 
Elbette çok fazla cevapsız sorular kaldı yanıt bulamadığım ve hala içimdeki meraklı çocuk edasıyla sorduğum. 

Tanrı var mı?
Var ise kendi yarattığını yok etmek istemesi neden? Hani müsriflik günahtı?
Bizlere neden acı çektiriyor? Her şey madem Tanrıdan sorulur, neden kendisine tapmamızı ve eğilmemizi istiyor? O kadar büyük ki buna neden ihtiyacı olsun? Tanrının egosumu var?
Neden bizleri ikiye ayırıyor cennet ve cehennem diye? Bizi denemesine ne gerek var? Buna neden ihtiyaç duyuyor? Tanrı sadist olamaz dimi?

Böyle yüzlerce binlerce cevapsız sorular var beynimde ve çocuk ruhum hala çok kırgın ona.. 'O' diyorum çünkü kim olduğunu bilmiyorum..
Şimdi inancım yok ama ortak bir ibadet şeklim var bütün insanlarla. "İnsan olmak". Din, dil, ırk yok.

Sahi Tanrı, ufacık haylaz bir çocuk olabilir mi? Oyuncağı elinden alındığında sağındaki solundakilere vurup kıran..?


GezegenPia

1 yorum:

  1. bu konu epey derin. bunu umarım günün birinde konuşma, tartışma ve cevap bulma imkanı elde ederiz.
    ama benim verebileceğim bir cevap var,
    allah var :)

    YanıtlaSil