16 Aralık 2011 Cuma

YAZMAK

Yazmak, beyaz bir kağıda dökülmek, kelimeleri sıralamak ardarda özgür bırakmak. 
Bir ömrü yaşamak tekrar tekrar. 
Dünyaya kafa tutmak, tüm keskinliğiyle anlatmak, damıtmak gerçekleri, anlam katmak, yazmak...
Geceyi yazmak. 
Bir eylül akşamında sokaklarda yapraklar savrulurken hissetmek kopanları, kaptırmak. 
Bir çiçek gibi açmak ışığa doğru. 
İspatlamak bir şeylerin doğruluğunu, haykırmak.
Yazmak; teker teker düşmek yaşamdan. 
Acı çekmek, bağırmak rahatça. 
Kelimelerle oynamak, anlam yüklemek.

Yazmak her şeyi tüm çıplaklığıyla. 
Çırılçıplak yazmak, titretir karanlıkta. Bir neden aratır, küçücük odanda. 
Sonra kendine gelirsin.
Anlarsın..
Halka halka büyür yalnızlık o anda. Gecenin suyunda bir çakıl taşı gibi döne döne batarsın.
Uyku gezinir odanda. Gri sis çöker. Sesler çoğalır. 
Pencereye koşarsın, titreme başlar. Duvarlar konuşur, tablolardan fışkırır renkler. 
Beklersin ölüm gibi. 
Sisler dağılır.
Cevapların belirmiştir o an, düşersin yaşamdan. 
Duyguların yoğunlaşır, bir ok gibi saplanır kalbine. 
Oluk oluk akar geceye. 
Gece çıplak, saf, su gibi. 
Görürsün aynada yalnızlığını, çırpınışlarını, acının izlerini.



                                                                                GezegenPia.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder