30 Temmuz 2011 Cumartesi

Rengin Hüzün

Bir hoyrat bakış olur gözlerinde şimdi zaman. 
Bakakalırsın çoşkun bir ırmak akıntısı gibi kayıp giden ömrünün arkasından. 
Anlamsızlar kovalar düşüncelerini, sıkışır yüreğin...
Ağlayamazsın, anlamazsın.
Aynalar tanıktır sessiz sedasız solan tenine, fotoğraflarsa senin kadar büyümüş, en küçüğü en çok solarak.
Onlarca soru olur anımsamaya çalıştığın bir düşe dönük.
Bir albüm sayfasından öte anlamlı olmalı çevirdiğin, geçmişe dair sayfaların. 
Bir yol ayrımındasın, yol alamazsın.
Düş kırıklarından kalma kırıklık mı üzerindeki -ki rengin hüzün-.
Dünde mi yüzün, yarını mı utar avuçların, ne önemi var; yorgunsan, güze dönmüşse soluğun.
"artık sazının bağrı mı olur
kimsenin kapını çalmadığı bir ağrımı
gider kendine gömülürsün
yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
dirhem dirhem"
tükenmişsin.

Senden başka hiçbir şeydin.
Bir tutam şarkıya, bir avuç şiire ağlamaya gebedir öteki gökyüzün... 
Dokunsam düşecek dalından boşalacak göz pınarların.



- Anonim -

28 Temmuz 2011 Perşembe

Tanrı Haylaz Bir Çocuk Olabilir mi?

Küçükken ölümden korkardım.. Yazın kuran öğrenmek için gittiğimiz cami hocası sağolsun.
İbadet etmemiz için cennet ile cehennem arasındaki farklılıkları anlatırdı hep. 
Oysa sadece -cennete girmeniz için iyi 'insan' olmanız gerekir- diyebilirdi. Ama bunun yerine bize -ibadet edenler, namaz kılanlar ve bunun gibi şeyleri yapanlar cennet'e, tam tersini yapanlar cehenneme gidecekler- derdi.
Cehennemin nasıl bir yer olduğunu ballandıra ballandıra  anlatırken, cenneti kendisine ayırmış gibi nasıl bir yer olduğundan bahsetmezdi bize. 
Kıyameti anlatırdı mesela.. Her yer hallaç pamuğu gibi birbirine girecek.. Evler, sokaklar, yer, gök her yer birbirine girecek. Sizler o anda annenizi babanızı bile tanımayacaksınız.
Anlattıkları kabus gibiydi.
Çocuk beyinlerimiz böyle şeylerle dolardı cami kuranında.. 
Fakat bizim yazları camiye gitme nedenimiz belliydi, eğlence. Camiye giderken de alırdık harçlıklarımızı annelerimizden. Dönüşte balık kraker ya da dondurma alırdık paramızla.

O küçük halimle bile anlatılanlar beynimde o kadar yer etmiş ki, bir gün mahalle maçından sonra, arkadaşlarım evlerine dönerken, ben kalıp çayırda oturdum biraz. Etrafıma bakındım.. Uzaktan bizim evde görülüyordu.. Ağaçlar yemyeşil, o kadar güzel renkleri vardı ki.. Çiçekler, kuşlar, kelebekler.. O an karga bile gözüme güzel göründü.. Tekrar etrafıma bakıp, -nasıl yani- dedim. Neden böyle bir şey yapsın ki? Bu gördüklerim, her biri şaheser..
Sonra başımı kaldırdım gökyüzüne -Tanrım bu oluşturduğun güzelliği, neden yok edesin ki?- diye sordum.. O an içimi bir korku sardı.. O günden sonra sorgulamaya başladım her şeyi. Çünkü bana cevap vermeliydi. Annem sorduğum bütün soruların cevaplarını verirdi bana, Tanrı da vermeliydi.

Yıllar geçti.. Artık birilerine soru sorma hallerimi bırakıp, kendim araştırır olmuştum. Bu yüzden istediğim gibi sivri sorular sorabiliyordum kendime. Cevabını kendim araştırıp, okuyarak buluyordum nasıl olsa. Üstelik karşımda, aynı düşüncelere sahip olmadığımda, sinirlenecek, tartışacak birileride olmuyordu böylece. 
Elbette çok fazla cevapsız sorular kaldı yanıt bulamadığım ve hala içimdeki meraklı çocuk edasıyla sorduğum. 

Tanrı var mı?
Var ise kendi yarattığını yok etmek istemesi neden? Hani müsriflik günahtı?
Bizlere neden acı çektiriyor? Her şey madem Tanrıdan sorulur, neden kendisine tapmamızı ve eğilmemizi istiyor? O kadar büyük ki buna neden ihtiyacı olsun? Tanrının egosumu var?
Neden bizleri ikiye ayırıyor cennet ve cehennem diye? Bizi denemesine ne gerek var? Buna neden ihtiyaç duyuyor? Tanrı sadist olamaz dimi?

Böyle yüzlerce binlerce cevapsız sorular var beynimde ve çocuk ruhum hala çok kırgın ona.. 'O' diyorum çünkü kim olduğunu bilmiyorum..
Şimdi inancım yok ama ortak bir ibadet şeklim var bütün insanlarla. "İnsan olmak". Din, dil, ırk yok.

Sahi Tanrı, ufacık haylaz bir çocuk olabilir mi? Oyuncağı elinden alındığında sağındaki solundakilere vurup kıran..?


GezegenPia

26 Temmuz 2011 Salı


Bedenimin içinde tarifi mümkün olmayan başka başka ruhlar var köleye dönüşen. Sesimizi duyan var mı?



GezegenPia

Sır..

Kimseye söyleyemediğim şeyler var elbet.
Sadece benim bildiğim durum halleri.
Hissettiklerim, belki gördüğüm veya yapmak istediklerim..
Olmak istediğim yer mesela, ya da alt benliğim.. Karmaşık, birbirine geçmiş gizli odalarım var yani anlatacak kişi bulamadığım.

İntihar diyorum, bununla alakası olsa gerek, gizli odalarla.. Cinayetde bu sebeple işlenebilir mesela.. Mesela ama..
Birine her şeyinizi anlatırsınız.. Anlatırken iyidir de, ya sonrası? Ya sizin anlattıklarınızı başkasına anlatırsa? Takılırsınız sonra arkadaşınıza -seni ortadan kaldırmam gerek çünkü her şeyimi biliyorsun artık- (cinayet sebebi) tabi gülümsersiniz sonunda.
Eğer birine kimsenin bilmediği bir şeyi anlatmışsanız, sırlarınızdan vazgeçmişsiniz demektir.

Anlattıklarınız sır olmaktan çıkmıştır çünkü, sizin anlattıklarınızı kim bilir kimlere neler ekleyerek anlatmıştır. Ki sır paylaşılmaz.Paylaşılırsa sır olmaz.
Siz sırrınızı biriyle paylaşırsınız o da gider başkası ile paylaşır.. Bu bir kısır döngüdür ve sen her şeyin farkındasındır.
Hayat bu kadar basittir ve hiç kimse "siz" değildir.


GezegenPia

24 Temmuz 2011 Pazar

Salçalı Ekmek

Çocukluğumun baş kaldırışıydı elimdeki salçalı ekmeğim..


Annemi kızdırmanın ve annemden öç almanın on numaralı yoluydu. Bembeyaz tişörtümün önüne salça damlayınca, bir sıfır önde olurdum anneme karşı. İyicene yayardım tişörtüme.. Ne kadar çok leke, o kadar sert bir baş kaldırıştı benim için.
Eve dönüş saatim akşam ezanından önce olmalıydı, sonrası asla. Bir sıfır önde olmanın keyfiyle oynarken sokakta arkadaşlarımla, ezan sesiyle eve dönüş yolunu tutardık hep beraber.

Eve girmemle, evin içinde annemle masa etrafında koşturmamız başlardı. Ben gülerek koşardım annem ise -eşek sıpası gel buraya- nidalarıyla. Aklıma geldikçe hala gülerim o halimize..

Sonrası mı? Ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim.

Şimdi kocaman kız oldum. Hala anneme başkaldırışlarım devam etmekte salçalı ekmeğimle.
Bazen, saklandığı yere gidip annemin, -anne- diyorum, ben geldim salçalı ekmeğimle..

GezegenPia