11 Ağustos 2011 Perşembe


ARDINDAN

Bütün dünya gelir sanki gelir üstüne
Uzanırım uyku tutmaz yarılanır gece
Sen yanımdayken sızı diner, dem verir
Göze mi geldik, dinmez hala sesim
Senle beraber titrer söze gelir
Hengame biter sanki
Yenilenir bedenim

Döner durur aklımdaki bu yarım melodi
Tenim titrerboşluk olur, uzayıp söner
Sanki gönül şimdi ıssız yapayalnız
Gezer durur, arar soraR ama nafile
Avare bu şehrin tüm küskünleri gibi
KuşkulU ama hala sevdalınım

Senden sonrayı sevemedim canım
Ardından kimselere çözülemedim
Kalmadı kederimi yüklenecek kelimeler
Ben miyim bu aynadaki
Bendeki izin mi?

Söz-müzik-düzenleme: serdar keskin

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Sokak ve Çocuk

Yolda yürürken kendime oyunlar icat ediyorum. Çizgilere basmıyorum, ya da bir sonraki geçen araba benim diyorum, kötü araba geçerse mızıkçılık yapıp kabul etmiyorum.. Hiç itiraz eden olmuyor nasıl olsa, tekrar edip duruyorum. 


Sokakları seviyorum, kaldırımları seviyorum.. Eski evleri seviyorum.. Dar sokakları seviyorum, hatta dar ve ıssız sokakları daha çok seviyorum. 

Sokakta top oynayan veletleri izlemeyi, Barcelona, Real Madrid maçına tercih ediyorum.
Emperyalizmden uzak, kaldırıma bağdaş kurup, çocuk çığlıkları arasında sıcacık futbol izlemeyi seviyorum. Üstelik sahada "çocuk yüreklerin" olduğu, dizleri kabuk bağlamış, bütün büyük kirlerden uzakta, tek kavgaları "top uzağa gittiğinde kim alacak" olan minik ama "mangal yürekli" futbolcular onlar, yani çocuklara, gol attığında gol diye bağırıp, iki kolumu havaya kaldırıp, tezahürat yapmasını seviyorum.
 Üstelik "cinsiyet ayrımı da yok". Yani daha beyaz, parlak olan beyinleri kirlenmemiş olan bu çocukları, milyar dolarlık futbolculara tercik ediyorum.

Küçük kızları -seksek- oynarken izlemeyi seviyorum. O dar sokaklarda hala "seksek" oynayan kızlar var görüyorum. 
 
İp atlayan kızlar var izliyorum.. Sadece artık ellerinde "bez bebek" göremiyorum.
Çocuklar yine aynı, yine aynı masum bakışlar, yine tek dert dondurma.. 
Değişen tek şey oynadığı sokakların azalması. 


Sokaklar azaldıkça çocuklar yok oluyor..
Çocuklar yok oldukça, onların yerine "sanal beyinli" robotlar türüyor.

Sanal beyinli robotlar türedikçe Melisa ip atlamıyor, Deniz artık sokakta değil, bilgisayarda futbol oynuyor.
Kısacası çocukların beyni de kentleşiyor.


GezegenPia



6 Ağustos 2011 Cumartesi

“Yolun düşerse kıyıya bir gün
ve maviliklerini enginin
seyre dalarsan,
dalgalara göğüs germiş olanları hatırla,
selamla, yüreğin sevgi dolu
çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
ve dipsizliğinde enginin yitip gitmeden
sana liman gösterdiler uzakta.”

 


Pierre-Jean de Béranger

Bülent Ortaçgil & Birsen Tezer 'Kimseye Anlatmadım'



Kimseye Anlatmadım
Sev beni, sar beni
Bir tek kötü sözün sarsar beni
Bilinmez denizlerin
Kuytu koylarında bul beni

Bil beni, al beni
Bu saçmasapanlıktan kurtar beni
Uykusuz gecelerin
Gizli örtüsünden çıkar beni

Ben bunları kimseye anlatmadım
Kendimle bile konuşmadım
Ben bunları kimseye anlatmadım
Bir tek sen duy diye,
Sen bil diye,
Sen anla diye...

Sor beni, bul beni
Sessiz şarkılarda çal beni
Bulutlar ülkesinden
Kuru topraklara indir beni

Sez beni, yaz beni
Karmakarışıklığımdan çöz beni
Birikmiş tortuların
Gizli sularından süz beni

Ben bunları kimseye anlatmadım
Kendimle bile konuşmadım
Bir tek sen duy diye,
Sen bil diye,
Sen anla diye...